Google
 
February 27th, 2007

Askerde bunu nasıl yazıyorum?

Posted by serotizm in Genel

Askere geldiniz (78 gün sonra ‘gittiniz’ diyeceğim). Herşey güzel, tıkırında. Ama yetinmesini bilmediniz, bir de ‘internet bağlantım olsa’, 3-5 yolumu bulsam sevdasına kapıldınız. İşte izleyeceğiniz adımlar;

  1. Sağlam bir komutana haberci olunur
  2. Komutandan cep telefonu ve kendi bilgisayarınızı kullanmak için izin istenir
  3. Telsim’den aylık 750 kontör karşılığı sınırsız GPRS edinilir
  4. Telefon USB veya Bluetooth ile bilgisayara bağlanılır.
  5. Bilgisayar üzerinden, telefona bağlanılıp GPRS’ten internete çıkılır

Bunları hepimiz biliyoruz. Bir de sevgili kankalarımıza internet hizmeti verelim;

  1. Arkadaşın bilgisayarına bluetooth ile bağlanılır.
  2. Kendi bilgisayarınızdan arkadaşın bilgisayarına, bluetooth ağ ile bağlanılır
  3. Daha önce yarattığınız internet bağlantısı paylaştırılır
  4. Arkadaşınız da sizin gibi internette keyif çatar, işini görür, sevdikleri ile görüşür.

Bu servisler size ne sağlar? Sağda solda bilgiye ihtiyacı olup da bulamayan arkadaşlarınıza yardım edersiniz, karşılığında onlar da size yardım eder:

  • Yemekhane sorumlusu gecenin bir yarısı aç kaldığınızda ekmek bulur
  • Tavası, yumurtası olan güzel bir menemen yapar
  • Kantinci içecek ısmarlar
  • Mutfak çavuşu ayrı yemek hazırlar
  • Bölük yazıcısı nöbet yazmaz
  • Nizamiye girişlerde arama yapmaz
  • Garaj çavuşu çarşıya gideceğiniz zaman, bir servis gönderip sizi bulunduğunuz yerden aldırır
  • Koğuşçu nevresiminiz değişeceği zaman, yeni nevresimlerle yatağınızı yapar

Ekmek elden su gölden yaşarsınız, asker dönüşü anlatacağınız anıları salim kafayla kaleme alırsınız:

‘Çok zor bir askerlik geçirdim. Doğuda yaptım. Karşı dağdan sürekli görüntü alıp operasyona çıkıyorduk. Helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştiriyorduk… Çok zor geçti çok…’

December 11th, 2006

Mayıs’ta Görüşmek Üzere

Posted by serotizm in Özel

Okulu bitirelim, askerlik işlemlerini tamamlayalım derken 1 yıldır süren koşuşturma bitti ve Salı günü birliğime katılıyorum. Bu süreçte bana yardımcı olan başta hanım olmak üzere herkese teşekkür ederim. İsim isim saymak isterdim ama birisini unutursam 5.5 ay vicdan azabına dayanamam :)

12 Aralık 2006 - 17 Mayıs 2007 arasında Van Jandarma Asayiş Komutanlığı’nda olacağım. Askerliğim ile ilgili gelişmeleri vaktim oldukça Askerlik.TV sitesinde yazacağım.

Mayıs’ta görüşmek üzere…
Herkese şimdiden mutlu yıllar ve hayırlı bayramlar…

November 30th, 2006

FLASH! Türkiye’de işsizlik artıyor!

Posted by serotizm in Ofis Yaşamı

Diye bir başlık attım ama gönüllü işsizler, işsiz sayılmıyor aslında (12 sene iktisat okumuş birisi olarak bu kadar hava atmaya hakkım olsun).

Malum 3 Aralık itibariyle askerim ve 12 Aralık’ta birliğime teslim oluyorum. Bu sebepten, 2005 Ağustos’ta işe başladığım Netpia’dan bugün itibariyle ayrıldım. Bundan sonra işsizim. Askerden sonra da -umarım- freelance çalışıyor olacağım. 

Rahmetli Barış Manço ziyaret ettiği her şehrin girişinde bulunan, üzerine nüfus yazan tabelanın sonuna 1 eklediği gibi, ben de Türkiye’deki işsizlere 1 eklemek istedim ama ben bu duruma dünden razı olduğum için mümkün değil.

Vatana milltete hayırlı olsun. 

November 27th, 2006

Sonunda! Flash Player Beta 9

Posted by serotizm in Teknoloji

Bir Linux kullanıcısı olarak uzun zamandır Adobe’un Flash Player’ından son derece rahatsızdım. Zira yıllardır Linux üzerinde çalışan tek Flash gösterici, 7 versiyonu idi. Bu yüzden Flash 8 olarak dışa aktarılmış çoğu animasyonun bazı bölümlerini görüntüleyemiyordum. Özellikle animasyon metin içeriyorsa vay halimize…

Sonunda Adobe üzerindeki ölü toprağını atmış, hadi Linux kullanıcıları biraz da bununla oyalansınlar diye bir Flash Playe 9 Beta çıkartmış. Bu sus payı benim sorunlarımı kökten çözdü. Artık tüm animasyonları sorunsuz görüntüleyebiliyorum. 

November 21st, 2006

İpuçlarını Paylaşın: TipSquad.com

Posted by serotizm in Projeler

TipSquad da BornASuperStar gibi bir video paylaşım sitesi. Bildiğiniz ipuçlarını, TipSquad üzerindeki kategorilerde site ziyaretçileri ile paylaşabilirsiniz. Siteye üyelik ve video yükleme çok kolay. Bir sürü gereksiz bilgi istenmiyor. Siteye üye olmanız, ipucunuz ile ilgili video veya resimi yüklemeniz yeterli.

Site, BornASuperStar.com altyapısını kullanıyor. Fakat video gösteren flash uygulaması biraz daha farklı. Konfigüre edilebilir flash oynatıcı, video izlerken o videonun başlığını gösteriyor, durdurma, ileri/geri sarma, videoyu arkadaşınıza gönderme ve video bittikten sonra sitedeki diğer videoları ekran görüntüleri ile listeleme özelliklerine sahip.

Siteyi görüntülemek için: www.tipsquad.com 

November 21st, 2006

Yeteneğinizi Ortaya Koyun: BornASuperStar.com

Posted by serotizm in Projeler

Parkyeri’ndeki MMSYarat tecrübem, video dönüştürme ve PHP/Ming ile Flash yaratma konusunda bana çok şey öğretti. Bundan birkaç ay önce aldığım BornASuperStar projesinde MMSYarat’tan öğrendiklerimin çok faydasını gördüm.

BornASuperStar, aslında televizyonda birkaç senedir gördüğümüz formattan çok farklı birşey değil. Sadece burada kameraman sizsiniz. Sitede çeşitli kategoriler var. Her kategori altında belirli periyodlarda yarışmalar düzenleniyor. Başvuru süresinde yeteneğinizi videoya çekip siteye yüklüyorsunuz. Oylama süresi bitene kadar site ziyaretçileri videonuzu oyluyor, yorum yazıyor. Yarışmanın bitiş tarihinde ise kazanan belli oluyor.

Site tamamen PHP ile geliştirildi. Veritabanı olarak MySQL kullanıyor. Video dönüştürme işlemlerinde ise FFMpeg, MPlayer, Gifsicle uygulamalarını kullandım, kullandıkça bunlara biraz daha hayran kaldım.

Siteyi görüntülemek için: www.bornasuperstar.com  

November 19th, 2006

Daha masum bir haftasonu olabilirdi…

Posted by serotizm in Genel

Malum askere gitmeden önce kalan son 4 haftasonum… 4.sü bir dizi olayla bitmek üzere…

Hain Cuma
Cuma günü askerlik şubesi ziyaretim ile başladı. Bildiğiniz gibi artık askerlik ile ilgili yazılarım askerlik.tv‘de.

Bir süredir çektiğim diş ağrısına son vermesi için 6 senedir önünden geçmediğim dişçime gittim. Altıüstü bir doldu yapacağını sanırken diş taşı temizleme ile olaya başladı, kanal tedavi ile bitirdi. Kanal tedavinin ne olduğunu anlattığında gözlerim yuvalarından fırladı, soğuk bir terleme bastı. Ama tahmin ettiğim kadar canım yanmadı. Yine de oyuk ve sızlayan bir dişle bir hafta daha dolaşacağım.

Dişçide canımla uğraşırken, nişanlım aradı. Önce o koltukta, ağzımda binbir türlü aletle açmayayım, çıkınca ararım dedim. Ama ısrarlı telefonlar devam edince acil bir durum olduğunu düşünüp cevap verdim. Konuşma şu:
Serhan: Alo?
Burcu: Canım ne yapıyorsun? Nasıl gidiyor?
S: İyiyim canım, kanal tedavi yapılıyor.
B: Vah vah, geçmiş olsun :( Ben çok sıkıldım, akşam iş arkadaşlarımla Taksim’e çıkayım mı? Sen de gel, güzel olur.
S: Peki, ben gelebilir miyim bilmiyorum.
Gibi bir konuşma geçti. O aletler tekrar ağzıma girdi, tekrar işlem başladı ki yapılan işlem dişin içindeki kanalların genişletilmesi için törpülenmesiydi… Yine telefon:
Serhan: Alo?
Nazım: Akşam Taksim’de buluşalım mı?
S: Olur ama şimdi müsait değilim.
N: OK Bye.
Yine aletler, yine törpüleme yine telefon.. Serhan, Burcu, Nazım trio arasındaki bu telefon seranadı 2 saatlik dişçi ziyaretim süresince hiç bitmedi. Taksim’e gidilmeye karar verildi, gidildi. İyi ki de gidildi, gayet güzel bir akşam oldu, hanımı görmüş, içimiz ısınmış, uzun zamandır göremediğimiz arkadaşlarımızla görüşmüş olduk.

Kara Cuma
Hanımın uykusunun gelmesi nedeniyle eve erken dönelim dedik, otoparka yıkamaya bıraktığımız arabamızı aldık. Otoparktan çıkar çıkmaz her zamanki gibi Galatasaray trafiği kiltlendi. Her normal şoför gibi frene basıp durmak istedim. Fakat fren benim bu talebimi hiç umursamadı, oralı olmadı, araba durmadı. Burada motor freni ve el frenine bilinen tüm dualar edildi, fren hidroliği kontrol edildi, herhalde yıkanırken frenler ıslandığı için gevşedi diye düşünüldü ve yola devam edildi.

Fakat nedense o frenler hiç kurumadı. Galatasaray’ı geçtik, Balat’ı geçtik, Maslak’ı geçtik, Sarıyer’e geldik, frenler asiliğinden hiçbişey kaybetmedi ve tüm ‘Durur musun?’ ‘Dur’ ‘Dursana’ ‘Dur ulan!’ ‘Hay…’ taleplerime karşı geldi. Tabii durumun frenlerin ıslanması olmadığı, alenen boşaldığı hatta üzerine bir de sigara yaktığı anlaşıldı.

Ertesi gün askerlik alışverişine gidileceği için cebimizdeki tüm parayı çekiciye bırakmayım, en yakın dostumuz motor freni ile eve döneriz, bize birşey olmaz mantığı ile hanımı ve onun endişeli olduğu kadar uykulu da olan bakışlarını evine bıraktım ve kendi evime döndüm.

Cumartesi günü ‘Allah’a emanet Revisited’ macera filminin çekimleri için tekrar yola düştüm. Hedef Bostancı sanayi. Hem gündüz, hem şehir için trafikte frensiz araba kullanmak zaten tehlikeli. Ama o araba minibüs yolu canavarlarının arasında olunca, üstüne üstlük Bostancı’nın her santimetresinin kazılı olması nedeniyle Küçükyalı üzerinden E-5′e çıkıp Bostancı’ya varmak zorunda kalınca insan kaç buçuktan 4 atacağını şaşırıyor. Uzun lafın kısası, frenin patlamasından sonra 100 kilometre yol yapıldı, araba sanayiye emanet edildi, arızalı fren merkezinin tamir edilmesi ve arabanın eve bırakılması tembihlendi, bir taksiye atlanıp hanımla buluşuldu.

Nişanlı ile Askerlik Alışverişi (!)

Hanımla buluşmamızın nedeni hem güzel Cumartesi günümüzü birlikte geçirelim, hem askerlik için 3-5 parça  birşeyler alalım cin fikriydi. Eminönüne gittik. Hanım, ben, kayınvalide. 

Ama hiç askerlik aşışverişi havamız yoktu. Ben radyolu kol saati, para kesesi, cici yeşil donlar, traş takımları hayalleri ile gittiğim Eminönü’nden elimde düdüklü tencere, fritöz, tost makinası ve masa örtüsü ile döndüm. Neye uğradığımı hiç anlamadım. Hanımla kendi evimize birşeyler aldığımız, onun güzel yüzündeki mutluluğu gördüğümden olacak yine mutlu mesut ve gururlu bir şekilde eve geldim… En kötü günümüz böyle olsun :)

Bu haftasonu neler öğrendik?

  • Çürüyen  diş, çürük farkedildiği saniye dişçiye götürülmeli. Yoksa kanal tedavi yapılır
  • Diş taşı kötü birşeydir
  • Bizim hanım saat 5′te gezmek için ne kadar hevesli olursa olsun, haftaiçi en geç 9′da sonsuz uykusu gelir
  • Arabaların iyi ki freni var
  • Askerlik alışverişine sap veya en az sizin kadar sap başka bir arkadaşınızla çıkmanız lazım
  • Arabaların iyi ki freni var
  • Eminönü’nde sadece teknolojik aletler değil, ev aletleri de ucuz
  • Nişanlımı çok seviyorum ve çok mutluyum
  • Arabaların iyi ki freni var
November 9th, 2006

Askerlik.tv

Posted by serotizm in Genel

Bu askerlik ile ilgili yazacaklarım dallanıp budaklanacak gibi… Geçen 2 aya ve önümüzdeki 6 aya ayrı bir site lazımdı. O da oldu… www.askerlik..tv askerlik ile ilgili tüm deneyimlerimi içerecek bir site olacak.

Tüm vatan evladına hayırlı uğurlu olsun :)  

October 1st, 2006

Yedek Subay Aday Adayı Olmak

Posted by serotizm in Genel

Dün yorgun argın eve geldiğimde posta kutusunda şu resmi evrakların gönderildiği sarı, saman kağıdı zarflardan buldum. İçerisinden çıkan kağıtta şu satırlar yeralıyor;

Konu: Erken Sevk İsteği Kabul Edilen Yedek Subay Aday Adayı
Aşağıda kimliği yazılı yedek subay aday adayı, lgi (a) dilekçesi ile askere erken sevkini istemiş olup, erken sevki ilgi (b) yönerge gereğince kabul edilmiştir.
… falan filan falan… çizelgesine alınarak Aralık 2006 yedek subay celbnde sevkinin sağlanmasını…

Özetle diyor ki, hani koştura koştura askerlik şubesine gittin, erken sevkini istedin ya, Aralık’ta yürü bakalım askere :) Dolayısıyla en geç 10 Aralık’ta şafak saymaya başlayıp Mayıs ortasında ‘şafak doğan güneş!’ diyeceğim.

Cümlemize hayırlı uğurlı olsun :)  

September 8th, 2006

Askerlik İşlemleri

Posted by serotizm in Özel

Malum okul bitti, diploma elimde, artık askere gitmek için engel teşkil eden birşey kalmadı. Hanımında teşvikiyle Salı günü soluğu Üsküdar askerlik şubesinde aldım.

Okula dönmeden önce uğradığımda şube bomboş olduğu için, yine öyle olacağını varsayarak 10′da askerlik şubesinde oldum. Hani erken gideyim, işlerimi biran önce halledeyim hesabı… Zira evdeki hesap çarşıya uymadı. Kapıda yaklaşık 50 kişilik bir kuyruk vardı. İlk gördüğümde problem değil dedim, çok kalabalık değil. Zira yarım saatte en fazla 4 kişinin içeri girdiğini gördüğümde umudu kestim. 11:30′da kapıdaki inzibat, sıradakilerin isimlerini bir listeye yazıp 1′de mesaimizin başında olmamızı tembihledikten sonra herkesi öğle tatiline gönderdi. 1′de gidip 2′ye kadar bekledikten sonra umudu tamamen kesip Kadıköy’e gittim, nüfuz cüzdanımı yenilemek için. 3.30^da tekrar geri döndüm sıram gelmiştir belki diye. Ne gezer… Sabah saatlerinde tek sıra halinde olan insanlar iyice bunalmış, bahçede bir öbek oluşturmuş, bazıları kendi aralarında bazıları inzibatla muhabbet ediyor.

Askerlik muhabbet ortamı, kankalık ortamı diyip inzibatın yanına gittim. Hakkaten de yanılmamışım. Askeri ortamda kankalık esas. Sohbet muhabbet derken 4:30′da içeri girdim. Meğer içeride başka bir sıra daha varmış. 16:50′da işlemlerime başlayacaktım ki mesai bitti, evlere dağıldık. Çarşamba sabahı mesai yine başladı. Bu sefer sıraya girmedim, zira önceki gün gerekli insanlarla kanka olmuş ayrıca listenin de en başındaydım.

Hikaye bundan sonra başlıyor zaten;
Benim istediğim 31 Ekim’e kadar olan tecilimi bozdurup askere 2007 Aralık yerine 2006 Aralık’ta gitmekti. Bunun için önce son yoklamanızı yaptırmanız gerekiyor. Zira en fazla yarım saat sürecek işlemler için sürekli biyerlerde sıra bekliyorsunuz. Nihayetince sivillerin yaptığı işlemler belli bir noktaya geldi ve beni bahçedeki muayeneye gönderdiler.
Muayene şöyle işliyor: Eğer üniversite bitirmediyseniz yani askere er olarak gidecekseniz, bahçede soyunuyorsunuz. Bir asker boyunuzu ölçüyor, kilonuza bakıyor. Ardından iki doktora görünüyorsunuz. Burada "görünmek" kelimesini sözlük anlamında kullandım. Hakkaten gözle bakıyorlar yani. Görünüşünüz, konuşmanız, algılamanız normal mi ona bakıyorlar, bir hastalığınızın alup olmadığını soruyorlar. Bunlarda bir problem yoksa iki imza alıp geri sivillerin yanına çıkıp işlemlere devam ediyorsunuz.
Yedek subay aday adayı iseniz ki üniversite bitiren herkes bu kategoriye giriyor (kısa dönem gitmek isteseniz bile), soyunmanıza, boy/kilo ölçürtmenize gerek yok. Asker soruyor siz cevaplıyorsunuz. Doktor hastalığınız olup olmadığını soruyor, var derseniz raporunuzu, tahlil sonucunu gösteriyorsunuz işlem bitiyor.

Eğer bir hastalığınız varsa doktorlar bana yaptıkları gibi sizi GATA’ya sevediyor. Burada da oradan oraya koşturuyorsunuz. Zira sıra daha az, işlemler daha hızlı ilerliyor ama muhabbet daha az. 2 gün de GATA’da koşturduktan sonra Salı günü doktordan randevu alıp ayrıldım.

Tabii ki konu ile ufak tefek notlarım var;

  • Şubenin bahçesindeki sıra, işlem yaptırmak için sıraya girme sırası ve en zaman alan kısım bu
  • Bu sıranın komutanı inzibat (ki o da bir er)
  • İnzibat ile iletişim kurmak çok kolay. Direkt yanına gidip muhabbete başlayın, memleketini sorun, espri yapın. Daha sonra size çok yardımcı olacak. Mümkünse sigara ikram edin hatta paketi komple hediye edin.
  • Kanka olduğunuz inzibat sizi bir daha sıraya sokmaz. Herkes kapının dışında beklerken siz içerde inzibatla sigara içip sohbet edersiniz. Canınız isterse içerideki klimalı odada çayınızı yudumlarsınız ki bu çok büyük nimet zira şubenin dış kapısından içeri girene su bile yok.
  • İşlem yapan askerlerle de muhabbet kurun. Bu sizi işlem sıralarında ön sıralara taşıyabilir, işlem yaptırırken bir sandalye sahibi olmanıza yardımcı olabilir ve inzibtın bulunmadığı durumda içeri sıra beklemeden girmenizi sağlayabilir.
  • Sivillere güleryüz gösterin. Herkes onlara çenkirdiği için güleryüzlü olan insanların işlerini çok kolaylaştırıyorlar.
  • En önemlisi şubeye giderken işlerinizin 1 günde biteceğini varsaymayın veya celp dönemlerinden önce şubeye gidin.
  • Giderken tüm belgelerinizi yanınızda bulundurun. Ayrıca 2 adet kaleme ihtiyacınız olacak. Orada bulurum diye gitmeyin, YOK!
  • Yedek subay aday adayı olarak işlem yaptırırken bile hayatınızda çok şey değişiyor. Üniversite bitirmek imkanınız varsa BİTİRİN!

Gelelim belgelere;

Yedek Subay İşlemleri için Gerekli Belgeler

  • Üniversite diploması aslı ve 3 fotokopisi
  • Nüfus cüzdanı aslı ve 4 fotokopisi
  • 4 adet resim
  • 2 kalem
  • İçeriden temin edeceğiniz 2 adet anket formu
  • Eğer bir hastalığınız varsa ve GATA’ya sevk edilecekseniz, 10 adet resim daha

Üniversite Kayıt İşlemleri için Gerekli Belgeler

  • Kazandı belgesi aslı
  • 2 adet fotokopisi

GATA

Benim kilom fazla, gözüm bozuk, hepatit b taşıyorum, sırtım ağrıyor, öbür tarafım bilmem ne oluyor vs gibi mazeretlerle çürük raporu almayı hayal ediyorsanız boş hayallerden acilen vazgeçin. Zira ne yapıp edip askere alıyorlar. Bunun için TSK sağlık yönetmeliği denilen birşey var. Buna göre hastalıklar, şiddetlerine göre 3′e ayrılıyor.

A Grubu: Hasta olsa bile, hatta hastalığı kronik olsa bile, bu hastalığın vücuda verdiği zarar açık ve net bir şekilde belgelenemiyorsa askere gidersiniz.
B Grubu: Hasta, hastalığı kronik, bu hastalığın vücuda verdiği zarar açık ve net bir şekilde belgeleniyorsa bunlar 1 sene erteleme alır.
D Grubu: B Grubunun koşullarını sağlar ama hastalığı çok bulaşıcı ve/veya çok ileri durumdaysa bunlar çürük raporu alır.

Yalnız burada önemli olan hastalığın bulaşıcı olması değil, virüsün sizin vücudunuzdaki durumdur. Yani hepatit b/c çok bulaşıcı bir hastalıktır ama sizde inaktifse askere gidersiniz. Ben hastayım diyip günlerce GATA’da sürünmeye gerek yok. Eğer iki gözündeki miyopinin toplamı 14′ten büyükse, veya iki gözdeki bozukluğun farkı 7′den büyükse, düz tabansanız, normalden 30 kilo fazlanız varsa (ki boyunuza göre normalin ne olduğu TSK sağlık yönetmeliğinde belirtilmiş) ve iyi bir doktora rastlarsanız heyete girip çürük raporu alma ihtimaliniz var. 

Durum böyleyken böyle… Eninde sonunda yapılacak yani bu iş. Ne kadar çabuk o kadar iyi.
Bakalım Salı günü işlemlerimi tamamlayabilecek miyim, kısa dönem er olabilecek miyim, 2006 Aralık’ta benden 11 yaş küçükler ile birlikte askerlik yapabilecek miyim….

« Previous PageNext Page »