Google
 
November 30th, 2006

FLASH! Türkiye’de işsizlik artıyor!

Posted by serotizm in Ofis Yaşamı

Diye bir başlık attım ama gönüllü işsizler, işsiz sayılmıyor aslında (12 sene iktisat okumuş birisi olarak bu kadar hava atmaya hakkım olsun).

Malum 3 Aralık itibariyle askerim ve 12 Aralık’ta birliğime teslim oluyorum. Bu sebepten, 2005 Ağustos’ta işe başladığım Netpia’dan bugün itibariyle ayrıldım. Bundan sonra işsizim. Askerden sonra da -umarım- freelance çalışıyor olacağım. 

Rahmetli Barış Manço ziyaret ettiği her şehrin girişinde bulunan, üzerine nüfus yazan tabelanın sonuna 1 eklediği gibi, ben de Türkiye’deki işsizlere 1 eklemek istedim ama ben bu duruma dünden razı olduğum için mümkün değil.

Vatana milltete hayırlı olsun. 

September 10th, 2005

eskisi.. yenisi…

Posted by serotizm in Ofis Yaşamı

Bugün neyin üzerine bilmiyorum ama eski çalıştığım şirketimde ne kadar çok şey öğrendiğimi birkez daha farkettim. Sadece mesleğimle ilgili teknik konularda değil, hayata, işe bakış açısı ve düşünme mantığımın değişmesini sağladı Parkyeri…

Düşünüyormuş gibi yapmakla, gerçekten düşünmenin farkını, sorunlara bodoslama dalmak yerine neden oluştuğunu anlamaya çalışmak ve kökünden nasıl çözebileceğimi öğrenmişim. Problemlere adım adım ve anlayarak çözüm getirebiliyorum artık. Eskiden birşeyi doğru yapsam bile nasıl yaptığımı bilmezdim…

Teknik açıdan da bana çok şey katmış. Parkyeri’nden önce çok iyi PHP bildiğimi sanıyordum ve aslında tek bildiğim dil PHP idi. Orada bol bol Perl, Mason, JavaScript, biraz Java, biraz PL/SQL kullandım.

Şimdi baktığım zaman aslında sadece bu dilleri değil, programlama mantığını anladığımı farkediyorum. Bu sayede yeni işimde ilk defa gördüğüm ASP kodlarına kolayca müdahele edip geliştirme yapabiliyorum.

Yanlış anlama olmasın, kendimi övmeye çalışmıyorum. Bir şirketin, bir insanın ne kadar çok yol katettiğini anlatmaya çalışıyorum sadece.

Orada bütün bu tecrübenin yanında çok güzel dostluklarım da oldu. Gerçekten iyi bir ekiple çalıştım. Bunlar için teşekkür etme fırsatım olmadı pek. Onların gıyabında teşekkür ederim.

İş konusunda şansım yaver gidiyor ki yine bana çok şey katabilecek, güzel bir ortamda çalışıyorum. Teknik olarak yeni şeyler öğreniyorum. Hiç girmediğim alanlara giriyorum. Hatta eskiden el atmaya korktuğum alanlara el atıyorum. Yeni bir şirket olması da benim için avantaj. Zira bu dönemde yaşadığımız tecrübeler, yoğunluk gelişmemizde önemli rol oynuyor. Daha önce öğrendiklerimi kullanabileceğim bir sürü alan var. Bunlar güzel şeyler.

Netpia’da bana en ilginç gelen iki nokta var;

Bunlardan birisi, ben hayatımda bu kadar kompleksiz bir grupla çalışmadım. Kimse kimseyi ezmeye, kimse egosunu tatmin etmeye çalışmıyor. Çözemediğim bir yapı var. Herkes birbirine çok yakın ama bir o kadar saygılı ama bir o kadar da olumlu.

İkincisi de herkes işi kendi işi gibi benimsiyor. Çoğu şirkette insanlar üstlerinin baskısıyla iş yapar. Burada öyle birşey yok. Herkes elindeki işi gerçekten isteyerek yapıyor, çözene kadar da çabalıyor.

İşin bazen çok yoğun olmasına rağmen sinirin stresin sıfırın altında olduğu bir ortam.

Gecenin bir vaktinde bunları neden yazdım bilmiyorum… Bilgisayar başında otururken içimden geldi…

Parkyeri mobil sektörün en iyi şirketlerinden birisi ve çok önemli proejelere imza atıyor. Burada çalışmaktan gurur duydum. Eğer ilginizi çekerse Secret CV‘deki ilanlarına göz atın.
Netpia daha çok yeni bir şirket olmasına rağmen inanılmaz bir başarı yakaladı. Türkiye için önemli olduğuna inandığım bir iş yapıyoruz. Şu anda Netpia’da çalışmaktan da gurur duyuyorum ve büyük keyif alıyorum.

Durum böyleyken böyle… Umarım herkes benim kadar şanslı olur iş konusunda… 

September 3rd, 2005

Koreliler neye şaşırır?

Posted by serotizm in Ofis Yaşamı

Serhan&JayArtık biliyorsunuz, 2 hafta boyunca Kore Netpia’dan 10 kişiden oluşan bir ekip misafirimizdi. İşlerimizin çok yoğun olmasından sebep birlikte bol vakit geçirdik. Hep çalışmakla olmuyor bu işler, arada biraz da gezdik, eğlendik.

Bizden çok farklı değil Kore milleti. Alışkanlık ve davranışları bize çok benziyor. İlk defa gelenler bile gayet rahat uyum sağladı memlekete. Ama Türkiye’de çok şaşırdıkları bazı şeyler var tabii:

Bülent Ersoy’u çok çirkin buldular. Eskiden erkek olduğunu söylediğimde dumura uğradılar. Nasıl bu kadar ünlü olduğunu merak ettiler. Tuğba Özay’ı çok çirkin buldular ki sonuna kadar katılıyorum.

İlk akşam her Türk’ün ülkesine gelen her yabancıya yaptığı gibi rakı içmeye götürdük. Çoğu önce içki içmek istemediklerini söyledi. Karşı olduklarından Toplucadeğil, yol yorgunu olduklarından. Başta 1-2’si dışında kimse rakı istemedi. Biz kadehlerimizdeki rakıya su ekleyip de rakı beyazlaştığı zaman Jay (bkz. ilk resim) bir çığlık attı. Nasıl olduğunu çok merak etti. İçmeye karar verdi, çok hoşuna gitti. Anasonun İngilizcesi’ni bilmediğim için nasıl yapıldığını anlatamadım :)  

Boğaz’a hayran kaldılar. Önce nehir sandılar. Deniz olduğunu söylediğimizde çok şaşırdılar. Ama üzerinde sadece 2 köprü olmasına ayrıca hayret ettiler. Onlarda büyük bir akarsu varmış. Üzerinde en az 10 köprü varmış. Sayısını bilmiyorlar bile. 15 milyonluk şehirde 2 köprü nasıl yetiyor, mümkün değil dediler. Zaten yetmiyor, işe gidip gelmek günde 3 saatimizi alıyor dedik. Üzüldüler.

Ortalama bir internet kullanıcısının evde 256K ile internete erişmesine de hayret ettiler. Hangi devirdeyiz dediler. John’un evinde 10megabit’lik bağlantı varmış. Ayda 30EUR ödüyormuş sınırsız kullanıma. Hoş, sınırlı kullanım diye birşeyden de haberleri yok ya… İki saat 10 megabit ile neler yapılabileceğini anlattı. Yok şöyle film indirirmiş de böyle upload yaparmış. Biliyoruz güzel kardeşim ama yok işte.. Eldeki imkanlar bu kadar. Ancak 256K. O da çıktı diye çok sevindik, ayda 50 milyon bayılıyoruz. Hava atma…

Hoş insanlar vesselam.. Ama Türkiye’de hep şaşkın dolaştılar… 

August 20th, 2005

Yorucu bir hafta…

Posted by serotizm in Ofis Yaşamı

Salı günü başladığım yeni işimde bu hafta ciddi bir yoğunluk yaşadık. Genelde sabaha kadar çalıştık. Bu hafta uzun zamandır kaybettiğim heyecanı tekrar yakaladım. Evet belki çok yorucu geçti ama bir o kadar da keyifli oldu.

İşe başladığımın ertesi günü ofise firmanın Kore’deki merkez ofisinden 10 kişi geldi. Birden etrafta bir sürü sevimli, çekik gözlü arkadaş dolaşmaya başladı. Türk milleti olarakKoreliler’i zaten severiz. Çok sıcak kanlı, kültür olarak bize yakın insanlar. Eğlenceli bir çalışma ortamı oldu. Sürekli fikir alışverişi ve toplantılarla geçiyor günümüz.

Önümüzdeki hafta TİA (Türkçe İnternet Adresi) alımı için ön kayıt başvuruları başlıyor. Bunun için altyapımızda önemli değişiklikler yapıyoruz.
Türkiye’nin İnternet alışkanlıklarını değiştirmek üzere yola çıkmış bir ekip içerisinde yer almak güzelmiş :)

Şimdi okuyanlar tabiri caizse "yalakalık" yaptığımı düşünecek ama;

  •  İyi bir ekiple keyifli bir proje geliştiriyoruz
  • Yaptığımız iş Türkiye’de bir ilk ve tek. Bu insana ayrı bir haz veriyor
  • Şimdiye kadar tamamen Linux üzerinde çalışmıştım. Artık Windows’a yönelik projeler de geliştiriyorum (tabii ki sadece şimdilik :) )
  • Faydalı teknik tartışmalar, fikir alışverişleri yapıyoruz
  • İnsanların egoları yüksek seviyede değil. Dolayısıyla işler hiyerarşik bir iş anlayışıyla veya kendini ispat etme çabasıyla değil, arkadaşlık çerçevesinde yürüyor.

İleride sistemin diğer özellikleri de devreye alındıkça benim bu işten aldığım haz da artacak sanırım.
Şu anda herşey yolunda gibi gözüküyor. Umarım böyle devam eder…

August 13th, 2005

Ayrılık zordur…

Posted by serotizm in Ofis Yaşamı

Parkyeri Logo26 aydır çalıştığım Parkyeri‘nden Pazartesi günü ayrılıyorum. Bugün aramızda mavci diye tabir ettiğimiz patronumdan vedalaşırken ciddi ciddi üzüldüm. Kardeşim gibiydi… Diet kolanın bitmesini, gereksiz gerginlikleri, tartışmaları, geyikleri, projeleri özleyeceğim. Hey gibi hey..

Ayrılık ertesi yazarım detayları…