Google
 
May 9th, 2007

anne… ben geldim…

Posted by serotizm in Genel

Sanki af kanunu daha dün çıktı, okula dün döndüm. Yok ders notları peşinde koşmaktı, yok finallere girmekti, yok o dersten kaldım, bundan geçtim, kaldığıma bir daha girdim, okul biticek mi, diploma ne zaman alınıcak… vs… vs…

Bunlar geride kalalı neredeyse 1 sene olacak. Yaklaşık 180 gün önce askerlik şubesinde 8 saat sıra beklediğim, GATA’da muayene oluşum, tecilimi bozdurmam ve bunun kabul edilmesi de geride kaldı.

Hatta yedek subay sınavına girişim, nereye ne olarak düşeceğimi heyecanla beklemem, Van Jandarma Asayiş’i öğrendiğimde beynimden vurulmuşa dönmem de birer anı olarak hafızalardaki yerini aldı.

Nişanlımla vedalaşmamız, Van’a gelmek için uçağa binmem, Van havaalanında inzibatlara teslim olmam, asayişten içeri ilk girdiğimde hissettiklerim, 28 günlük acemi eğitimi, yemin töreni, ‘aile’min yemin törenine muhtelif bahanelerle gelmeyişi… Hepsi ileride film gibi gözlerimin önünden geçecek hayatıma çeşitli kareler olarak eklendi.

150 gün geçti, Askerlik bitti. 5 gün sonra sivil hayat kaldığı yerden devam edecek…
Umarım…

February 27th, 2007

Askerde bunu nasıl yazıyorum?

Posted by serotizm in Genel

Askere geldiniz (78 gün sonra ‘gittiniz’ diyeceğim). Herşey güzel, tıkırında. Ama yetinmesini bilmediniz, bir de ‘internet bağlantım olsa’, 3-5 yolumu bulsam sevdasına kapıldınız. İşte izleyeceğiniz adımlar;

  1. Sağlam bir komutana haberci olunur
  2. Komutandan cep telefonu ve kendi bilgisayarınızı kullanmak için izin istenir
  3. Telsim’den aylık 750 kontör karşılığı sınırsız GPRS edinilir
  4. Telefon USB veya Bluetooth ile bilgisayara bağlanılır.
  5. Bilgisayar üzerinden, telefona bağlanılıp GPRS’ten internete çıkılır

Bunları hepimiz biliyoruz. Bir de sevgili kankalarımıza internet hizmeti verelim;

  1. Arkadaşın bilgisayarına bluetooth ile bağlanılır.
  2. Kendi bilgisayarınızdan arkadaşın bilgisayarına, bluetooth ağ ile bağlanılır
  3. Daha önce yarattığınız internet bağlantısı paylaştırılır
  4. Arkadaşınız da sizin gibi internette keyif çatar, işini görür, sevdikleri ile görüşür.

Bu servisler size ne sağlar? Sağda solda bilgiye ihtiyacı olup da bulamayan arkadaşlarınıza yardım edersiniz, karşılığında onlar da size yardım eder:

  • Yemekhane sorumlusu gecenin bir yarısı aç kaldığınızda ekmek bulur
  • Tavası, yumurtası olan güzel bir menemen yapar
  • Kantinci içecek ısmarlar
  • Mutfak çavuşu ayrı yemek hazırlar
  • Bölük yazıcısı nöbet yazmaz
  • Nizamiye girişlerde arama yapmaz
  • Garaj çavuşu çarşıya gideceğiniz zaman, bir servis gönderip sizi bulunduğunuz yerden aldırır
  • Koğuşçu nevresiminiz değişeceği zaman, yeni nevresimlerle yatağınızı yapar

Ekmek elden su gölden yaşarsınız, asker dönüşü anlatacağınız anıları salim kafayla kaleme alırsınız:

‘Çok zor bir askerlik geçirdim. Doğuda yaptım. Karşı dağdan sürekli görüntü alıp operasyona çıkıyorduk. Helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştiriyorduk… Çok zor geçti çok…’

November 19th, 2006

Daha masum bir haftasonu olabilirdi…

Posted by serotizm in Genel

Malum askere gitmeden önce kalan son 4 haftasonum… 4.sü bir dizi olayla bitmek üzere…

Hain Cuma
Cuma günü askerlik şubesi ziyaretim ile başladı. Bildiğiniz gibi artık askerlik ile ilgili yazılarım askerlik.tv‘de.

Bir süredir çektiğim diş ağrısına son vermesi için 6 senedir önünden geçmediğim dişçime gittim. Altıüstü bir doldu yapacağını sanırken diş taşı temizleme ile olaya başladı, kanal tedavi ile bitirdi. Kanal tedavinin ne olduğunu anlattığında gözlerim yuvalarından fırladı, soğuk bir terleme bastı. Ama tahmin ettiğim kadar canım yanmadı. Yine de oyuk ve sızlayan bir dişle bir hafta daha dolaşacağım.

Dişçide canımla uğraşırken, nişanlım aradı. Önce o koltukta, ağzımda binbir türlü aletle açmayayım, çıkınca ararım dedim. Ama ısrarlı telefonlar devam edince acil bir durum olduğunu düşünüp cevap verdim. Konuşma şu:
Serhan: Alo?
Burcu: Canım ne yapıyorsun? Nasıl gidiyor?
S: İyiyim canım, kanal tedavi yapılıyor.
B: Vah vah, geçmiş olsun :( Ben çok sıkıldım, akşam iş arkadaşlarımla Taksim’e çıkayım mı? Sen de gel, güzel olur.
S: Peki, ben gelebilir miyim bilmiyorum.
Gibi bir konuşma geçti. O aletler tekrar ağzıma girdi, tekrar işlem başladı ki yapılan işlem dişin içindeki kanalların genişletilmesi için törpülenmesiydi… Yine telefon:
Serhan: Alo?
Nazım: Akşam Taksim’de buluşalım mı?
S: Olur ama şimdi müsait değilim.
N: OK Bye.
Yine aletler, yine törpüleme yine telefon.. Serhan, Burcu, Nazım trio arasındaki bu telefon seranadı 2 saatlik dişçi ziyaretim süresince hiç bitmedi. Taksim’e gidilmeye karar verildi, gidildi. İyi ki de gidildi, gayet güzel bir akşam oldu, hanımı görmüş, içimiz ısınmış, uzun zamandır göremediğimiz arkadaşlarımızla görüşmüş olduk.

Kara Cuma
Hanımın uykusunun gelmesi nedeniyle eve erken dönelim dedik, otoparka yıkamaya bıraktığımız arabamızı aldık. Otoparktan çıkar çıkmaz her zamanki gibi Galatasaray trafiği kiltlendi. Her normal şoför gibi frene basıp durmak istedim. Fakat fren benim bu talebimi hiç umursamadı, oralı olmadı, araba durmadı. Burada motor freni ve el frenine bilinen tüm dualar edildi, fren hidroliği kontrol edildi, herhalde yıkanırken frenler ıslandığı için gevşedi diye düşünüldü ve yola devam edildi.

Fakat nedense o frenler hiç kurumadı. Galatasaray’ı geçtik, Balat’ı geçtik, Maslak’ı geçtik, Sarıyer’e geldik, frenler asiliğinden hiçbişey kaybetmedi ve tüm ‘Durur musun?’ ‘Dur’ ‘Dursana’ ‘Dur ulan!’ ‘Hay…’ taleplerime karşı geldi. Tabii durumun frenlerin ıslanması olmadığı, alenen boşaldığı hatta üzerine bir de sigara yaktığı anlaşıldı.

Ertesi gün askerlik alışverişine gidileceği için cebimizdeki tüm parayı çekiciye bırakmayım, en yakın dostumuz motor freni ile eve döneriz, bize birşey olmaz mantığı ile hanımı ve onun endişeli olduğu kadar uykulu da olan bakışlarını evine bıraktım ve kendi evime döndüm.

Cumartesi günü ‘Allah’a emanet Revisited’ macera filminin çekimleri için tekrar yola düştüm. Hedef Bostancı sanayi. Hem gündüz, hem şehir için trafikte frensiz araba kullanmak zaten tehlikeli. Ama o araba minibüs yolu canavarlarının arasında olunca, üstüne üstlük Bostancı’nın her santimetresinin kazılı olması nedeniyle Küçükyalı üzerinden E-5′e çıkıp Bostancı’ya varmak zorunda kalınca insan kaç buçuktan 4 atacağını şaşırıyor. Uzun lafın kısası, frenin patlamasından sonra 100 kilometre yol yapıldı, araba sanayiye emanet edildi, arızalı fren merkezinin tamir edilmesi ve arabanın eve bırakılması tembihlendi, bir taksiye atlanıp hanımla buluşuldu.

Nişanlı ile Askerlik Alışverişi (!)

Hanımla buluşmamızın nedeni hem güzel Cumartesi günümüzü birlikte geçirelim, hem askerlik için 3-5 parça  birşeyler alalım cin fikriydi. Eminönüne gittik. Hanım, ben, kayınvalide. 

Ama hiç askerlik aşışverişi havamız yoktu. Ben radyolu kol saati, para kesesi, cici yeşil donlar, traş takımları hayalleri ile gittiğim Eminönü’nden elimde düdüklü tencere, fritöz, tost makinası ve masa örtüsü ile döndüm. Neye uğradığımı hiç anlamadım. Hanımla kendi evimize birşeyler aldığımız, onun güzel yüzündeki mutluluğu gördüğümden olacak yine mutlu mesut ve gururlu bir şekilde eve geldim… En kötü günümüz böyle olsun :)

Bu haftasonu neler öğrendik?

  • Çürüyen  diş, çürük farkedildiği saniye dişçiye götürülmeli. Yoksa kanal tedavi yapılır
  • Diş taşı kötü birşeydir
  • Bizim hanım saat 5′te gezmek için ne kadar hevesli olursa olsun, haftaiçi en geç 9′da sonsuz uykusu gelir
  • Arabaların iyi ki freni var
  • Askerlik alışverişine sap veya en az sizin kadar sap başka bir arkadaşınızla çıkmanız lazım
  • Arabaların iyi ki freni var
  • Eminönü’nde sadece teknolojik aletler değil, ev aletleri de ucuz
  • Nişanlımı çok seviyorum ve çok mutluyum
  • Arabaların iyi ki freni var
November 9th, 2006

Askerlik.tv

Posted by serotizm in Genel

Bu askerlik ile ilgili yazacaklarım dallanıp budaklanacak gibi… Geçen 2 aya ve önümüzdeki 6 aya ayrı bir site lazımdı. O da oldu… www.askerlik..tv askerlik ile ilgili tüm deneyimlerimi içerecek bir site olacak.

Tüm vatan evladına hayırlı uğurlu olsun :)  

October 1st, 2006

Yedek Subay Aday Adayı Olmak

Posted by serotizm in Genel

Dün yorgun argın eve geldiğimde posta kutusunda şu resmi evrakların gönderildiği sarı, saman kağıdı zarflardan buldum. İçerisinden çıkan kağıtta şu satırlar yeralıyor;

Konu: Erken Sevk İsteği Kabul Edilen Yedek Subay Aday Adayı
Aşağıda kimliği yazılı yedek subay aday adayı, lgi (a) dilekçesi ile askere erken sevkini istemiş olup, erken sevki ilgi (b) yönerge gereğince kabul edilmiştir.
… falan filan falan… çizelgesine alınarak Aralık 2006 yedek subay celbnde sevkinin sağlanmasını…

Özetle diyor ki, hani koştura koştura askerlik şubesine gittin, erken sevkini istedin ya, Aralık’ta yürü bakalım askere :) Dolayısıyla en geç 10 Aralık’ta şafak saymaya başlayıp Mayıs ortasında ‘şafak doğan güneş!’ diyeceğim.

Cümlemize hayırlı uğurlı olsun :)  

July 20th, 2006

YTÜ: Bittin olum sen!

Posted by serotizm in Genel

Geçtiğimiz Aralık ayında her ne kadar içimden "bittin olum sen. C+ manyaa yapıcam" seni diyerek okula gittiysem de söz konusu aksiyonun nasıl alınacağı konusunda pek bir fikrim yoktu. Zira bir dolu "anlatsam roman olur" anısı ile 2 dönem, 25 ders, 50′nin üzerinde sınav heyecanı bitti.

7 sene okula ara verdikten, askere 15 ay gideceğime kesin gözüyle bakarken çıkan af kanunu hayat kurtardı. İki dönemde de sınav dönemleri tabii ki sinir, stres, heyecan son haddindeydi. Özellikle son sınavlarda kalbimin duracağını çok net hisettim. Dile kolay, 94 yılında girdiğim YTÜ’yü tam 12 sene sonra, 2006 yılında bitiriyordum.

Son ana kadar ben dahil herkes bir aksilik bekledi elbette. Ama geceleri gündüzlere katarak çalışmalar, işten kaytarmalar meyvesini verdi ve yurdumun asla mesleğini yapmayacak ekonomistleri arasına kadıldım. Hatta katıldık… Zira benim gibi jetonu biraz geç düşen bir "yoldaş" ile birlikte mezun olduk.

Netice itibariyle Yıldız Teknik Üniversitesi,  İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü mezunu oldum. Bitti artık… Şimdi jeneriğe geçelim…

Öncelikle her türlü deliliğimi çeken, peygamber sabrı ile bana katlanan, moral veren, destek olan müstakbel eşime teşekkür etmem gerek.
Arkasından bu işi başarabileceğime beni inandıran anneme ve sevgili kayınvalideme, iki sınav döneminde de işten 1.5 kaytarmama göz yuman sevgili patronum Koray Kocagöncü’ye,  ilk ara gazı veren eski patronum mavcı’ya, ilk dönem bütün heyacımını paylaşan Murat ve müstakbel eşi, matematik hocam Zehra’ya, okul boyunca kankalık yapan yoldaş Evren’e, kopya çektiren çektirmeyen hocalarıma, okuldaki görevlilere, saçma sapan başladığı yol çalışmaları ile zaman zaman okula gitmemi imkansız hale getiren İstanbul Büyükşehir Belediye’sine de teşekkürlerimi, sevgilerimi, saygılarımı sunmak istiyorum.

Yıktık perdeyi eyledik viran varalım sahibine haber verelim heman. Her ne kadar sürç-ü lisan ettikse affola.  Diploma , askerlik gibi heyecanlarını paylaşmak üzere…

June 28th, 2006

Öğrencilik Hayatı: 2. Dönem

Posted by serotizm in Genel

Okul macerasında sona doğru yaklaşıyorum. Bilenler bilir; 1. dönem maceralarımı daha önce anlatmıştım. 13 ders alıp 14 dersten geçmiştim.

Bu dönem, ilk döneme göre biraz daha sıkıntılı oldu. İşin yoğun olması, kafamın dersleri almak istememesi nedeniyle ilk finallerde sadece 2 dersten geçebildim ki geçmek zorunda olduğum ders sayısı 12ydi.

Tabii ki yine bazı maceralar yaşadım;

Ders Grupları
Son yıllarda okulla o kadar alakam yoktu ki “ders grubu” nedir sorusunun cevabını bilmiyordum. Bazı derslerin final listelerinde 1. grup 2. grup gibi açıklamalar vardı. Ben II. öğretim olduğum için 2. grup derslerin sınavınlarına gireceğimi varsaymıştım. Meğersem durum hiç de öyle değilmiş. Bu grupları, ders seçimi yaparken ben belirilemişim ve grup yazan yere hep 1 yazıp geçmişim. Böylece bazı sınavlara farklı hocanın derslerinden çalışmış oldum. Bu derslerden otomatik olarak kaldım tabii. Bir ders de finalden yarım saate önce değişti. Ama nasıl bir mucize olduysa, Uluslararası İktisat’tan ilk hakkımda geçtim.

Konsantrasyon Bozukluğu: Hırsız Olayı
İkinci sınavlar sırasında bir akşam apartman komşumuz Necati abi aradı, hal hatır faslından sonra bizim eve hırsız girdiğini söyledi. O an tek düşünebildiğim, içinde tüm çalışmalarımın olduğu bilgisayarımdı. Eve gittiğimde çelik kapının levye ile kırıldığını, evin talan edildiğini, bilgisayarımın ve dijital fotoğraf makinamın çalındığını farkettim. Bu durum haliyle olumsuz bir etki yaptı.

Anlamakta Zorlandığım Dersler
Bazı derslere ne kadar çalışsam da kafam almadı. Bunlardan en önemlisi Ekonometri’ydi. Ders notu olmadığı için 800 sayfalık bir kitaptan çalışmak gerekiyordu. Ama kitabın içerisindeki “garip karakterler” ders anlamayı imkansız hale getirdi. Dolayısıyla ilk sınavda boş kağıt verdim. İkinci sınavda ise heyecandan bildiğim herşeyi unuttum.

Ama iyi şeyler de oldu
Arka arkaya gelen aksiliklerin yanısıra güzel şeyler de olmadı değil. Tez jürisinde Murat Hoca çok yardımcı oldu. Nedense heyecanlandım ve soruları cevaplayamadım. Ama C+ ile geçtim.
Bölümdeki asistanlardan Hasan ekonometri sınavından sonra birgün Ekonometri dersi verdi. Daha önce anlayamadığım herşeyi anladım. 3. hakkımda verebilecek duruma geldim. Hasan hayatımı kurtaran isimlerden bir diğeri oldu.
Türkiye İktisat Tarihi dersi hiç beklemediğim bir şekilde 3. hakkıma kaldı. Bu inanılmaz bir moral bozukluğu yarattı. Ama dersin hocasi Canay Şahin 2. sınavdan sonra çalışmam için dersin kitabını ödünç verdi. 3. hakkımda A- ile geçtim.

Sıradakiler
Şu anda geriye 5 ders kaldı. Yani bu yıl toplam 20 ders vermiş oldum. Şu anda beni en çok korkutan ders Türkiye Ekonomisi. Zira 550 sayfalık kitabın özetini çıkartmam gerekiyor. Ekonometri kabus olmaktan çıktı.
Görülen o ki 2 hafta içerisinde tüm sınavlar bitmiş ve mezun olacak duruma gelmiş olacağım.

Güz Yarıyılı

  1. Matematik 1 (1. sınıf): C
  2. Mikro İktisat (2. sınıf): B
  3. Kamu Ekonomisi (2. sınıf): C
  4. Para Teorisi (3. sınıf): C
  5. Kamu Maliyesi (3. sınıf): C+
  6. Vergi Hukuku (3. sınıf): B+
  7. Bankacılık ve Finansal Kurumlar (3. sınıf): C+
  8. İktisadi Modeller ve Programlama (3. sınıf): Kaç aldığım belli değil. Geçtiğim belli
  9. Hizmet Ekonomisi (3. sınıf): C Ama dersi almadığım için sayılmıyor.
  10. AB Ekonomisi (4. sınıf): C
  11. İktisadi Düşünce Tarihi (4. sınıf): C+
  12. Gelişme ve Büyüme Ekonomisi (4. sınıf): C
  13. Yatırım Projeleri (4. sınıf): B-
  14. Finansal Kriz Kuramları (4. sınıf): C+

Bahar Yarıyılı

  1. İktisadi Sistemler (2. sınıf): C
  2. Ekonomi Politikaları (3. sınıf): C+
  3. Endüstri Ekonomisi (3. sınıf): > C
  4. İş Hukuku (3. sınıf): C
  5. Uluslararası İktisat II (3. sınıf): C+
  6. Türkiye İktisat Tarihi (3. sınıf): A-
  7. Tarım Ekonomisi (3. sınıf): B+
  8. Çalışma Ekonomisi (3. sınıf): C
  9. Araştırma Yöntemleri (3. sınıf): C+
  10. Ekonometri II (3. sınıf): C
  11. Türkiye Ekonomisi (4. sınıf): C
  12. Bitirme Tezi (4. sınıf): C+

Temmuz ayında “okul bitti” haberi ile görüşmek ümidiyle… Esen kalın :)

September 6th, 2005

İstanbul’da Araba Kullanmak…

Posted by serotizm in Genel

Araba kullanmayı her Türk delikanlısı gibi severim :) Ama bugün farkettim ki İstanbul trafiğinde, akşamları ayık kafayla araba kullanmak çok meşakkatli bir iş…

Sarıyer’den Erenköy’e gelene kadar (bilmeyenler için mesafe 35 km) Ahmet Vardar moduna girip şöyle bir dikkat ettim:

  • Eğer arkanızdan gelen Doğan’ın sis farları yanıyorsa yol verin geçsin. Muhtemelen içinde 4-5 "harbi delikanlı" (ki bazılarına halk arasında dallama diye tabir ederiz) kafa bir dünya başka alanlardaki komplekslerini tatmin etmek için yola çıkmışlardır. Altlarındaki Türk mucizesi Ferrari sandıkları aletin tüm sınırlarını zorlamak için and içmişlerdir. Eğer tepeniz çok atarsa, çaktırmadan sıkıştırın. Eğer kasti yaptığınızı anlarsa arbede çıkabilir. Sakin olun. Akıllı manevraların ve makasların kasti olduğunu anlayacak kadar zeki değiller. - Sarıyer sahil -
  • İleride bir  kavşak varsa,  tali yoldan anayola giren araçlara yol verin. Muhtemelen tek şeritlik tali yolda, diğer araçları sollamaya çalışan ama ilerideki virajda savrulacağını kestiremeyen, dolayısı ile 3 şeritlik yolun 3 şeritine birden tecavüz eden bir aklı evvel olacaktır. Bulaşmayın, yavaşlayın - Maslak -
  • Hangi kimyasal maddenin etkisinde olduğunu bilmediğiniz bir taksi, 3 şeritlik yolun en solundan 40 km/saat ile ilerlemekte inat ediyorsa önce kibarca selektör yapın. Hala kafası basmadıysa tekrar şansınızı deneyin. Yok hala inat ediyorsa efendi efendi sağından geçip üzerine direksiyon kırın - Levent… Gerilim tırmanıyor -
  • Arkanızdaki uzakdoğu imalatı araç, şehrin göbeğinde uzun farlarını yakmış arkanızdan geliyorsa bırakın geçsin. Sonra tam arkasında girip siz de uzun farlarınızı yakın - Boğaz Köprüsü -
  • 120 km/saat ile orta şeritten giderken ve ilerideki çıkıştan çıkmak üzere sağa sinyal verdiğiniz ve geçmeye hazırlandığınız anda bir taksi 140 km/saat ile sağınıza dalarsa hiç istifinizi bozmayin, içinizden beddua edin - 1. Çevreyolu, E5 çıkışı -
  • Önünüzdeki araç yeşil ışığa yetişmek için gaza basıp ışığı geçer geçmez frene asılabilir. Dikkat edin. O hızlı gidiyor diye ona ayak uydurmaya çalışmayın - Göztepe -
  • Herşey bitti, eve geldik dediğiniz anda, apartmanın otoparkında kalan son parkyerine başka bir aracın tecavüz ettiğini ve iki araçlık yer kapladığını görürseniz yanına milimetrik olarak parkedin. İyice sıkıştırın ki sabah işe gitmek için aracını çıkartmaya çalışırken zorlansın veya çıkartamayıp sizin uyanmanızı beklesin. İnadına o sabah biraz daha fazla uyuyun - Erenköy -

Yukarıdaki tavsiyelerimi uygularsanız o şehir magandalarından birisi olacağınızı unutmayın. Anlık sinirinize yenilmeyin. Hatasını gördüğünüz her aracı 154′e bildirin. Genellikle duyuru yapıp polise denk geldiği yerde durduruyorlar.

Eğer dişli bir rakibe denk gelirseniz çok absürd olaylar yaşayabilirsiniz. Vakti zamanında Caddebostan sahilde üzerime direksiyon kıran Kartal’a korna çaldığım için adam arabama saldırmıştı. Yaklaşık iki sene önce Boğaz Köprüsü - E5 çıkışı arası kapıştığım minibüsten birisi arabama ateş edip şoför tarafındaki kapının kilidinden vurmuştu.

İstanbul’da araba kullanırken tetikte olun. Herkesi deli kabul edin. Bulaşmayın, bulaşacaksınız ondan daha iyi araba kullandığınızdan ve dersini vereceğinizden emin olun. Size yapılmasını istemediğiniz hareketleri siz de yapmayın. Cinsel hayatınızdaki eksikleri trafikte kapatmaya çalışmayın. İkisi birbirinden çok ayrı dünyalar…