30′unda Öğrenci Olmak…
1994 yılında, Ankara’dan İstanbul’a üniversite okumak için göç etmiştim… İlk iki sene gayet iyi bir öğrenciydim ama 3. sene, İstanbul’un güzel tarafını keşfedip üzerine bir de çalışmaya başlayınca, okuldan, ilimden, irfandan saptı bünye. Netice itibariyle 2001 yılının bir döneminde Yıldız Teknik Üniversitesi‘nden bir yazı aldım: "Azami öğrenim sürenizi doldurduğunuz için okulumuzla ilişkini kesilmiştir…"
İlk birkaç sene olayın vehametini anlayamadım tabii. İş, güç, eğlence, iş kur, iş batır vs derken atılmanın üzerinden zaman geçmiş.
Ne zaman ki insanın aile kurmak, hayatını daha bir düzene sokmak, kariyer planı yapmak gibi dertleri oluyor, o zaman kişi "H..ktir…!!! Ben halt etmeye bu okulu bitirmedim afedersin" diye soruyor kendine.
Şansı yaver giden adam, bu gibi düşüncelere zerk olduğu anda bir öğrenci affı çıkıveriyor.
Netekim öyle oldu. Çok şükür bir affa ucundan kıyısından denk geldim, okul bu aftan faydalanabileceğimi söyledi, kaydımı yaptı, derslerimi seçtim. Zira ben okula gireli 11 sene olmuş, 4 senedir sadece köprüye çıkmak için önünden geçmişim. Şimdi iki dönemde verilmesi gereken 24 ders, 1 tez var.
Ha adam olan güzel güzel kullanır son şansını, bitirir okulunu, gider 6 ay askerlik yapar, acilen döner, kurar hayatını. Artık hala bitiremeyene eşşek derler; Hatta ikinci ş’nin üzerine basarak söylerler…
Blog’um sana söylüyorum, Serhan’ım sen anla…